ENFLASYON KAVRAMI VE TÜRKİYE’DE ENFLASYON

ENFLASYON KAVRAMI VE TÜRKİYE’DE ENFLASYON

Enflasyon Nedir ve Nasıl Hesaplanır?

Enflasyon genel tanımı itibariyle; fiyatlar genel seviyesinde meydana gelen sürekli artıştır. Bu tanımı daha da açarsak; ürün fiyatların teker teker artışı enflasyon tanımına girmez. Tüm ürün fiyatlarının tamamının artışı söz konusu olmalıdır. Ayrıca ürünlerin tamamında tek seferli fiyat artışı da enflasyon tanımı içine girmez. Enflasyondan bahsedilebilmesi için ürünlerin tamamının sürekli olarak artış göstermesi gerekmektedir.

Para arzının yükselmesinden kaynaklanan enflasyona talep enflasyonu, ürün maliyet fiyatlarından kaynaklanan enflasyona da maliyet enflasyonu denmektedir.

Enflasyon hesaplanmasında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Üretici Fiyat Endeksi dikkate alınır. TÜFE hesaplaması genellikle tüketicileri ilgilendirdiğinden ve toplumsal bir boyut taşıdığından TV kanalları, gazete manşetleri, radyo kanalları gibi medya organlarında yer alır. Dolayısı ile TÜFE ile hesaplanan enflasyona bu sebepten Manşet Enflasyon denilmektedir ve ismini de gazete manşetlerine yansımasından almaktadır. Bu enflasyon türü diğer ülke verileri, maaş düzeltmeleri, fiyat ayarlamaları ve analizler yapmasına olanak sağlayan enflasyon çeşididir.

Enflasyon hesaplamasında bütün iller ve bazı ilçeler dikkate alınarak 10 binin üzerinde katılımcıya yöneltilen anket sonucunda elde edilen gelir bilgileri, ürün bilgileri vb. dikkate alınarak bir sepette toplanıyor. Ayrıca 30 bin civarı işletmeden 400 bin civarı ürün fiyat alınıyor. Sebze meyve fiyatları haftada bir kez, diğer ürünler ayda iki kez, kiralar ayda bir kez, akaryakıt vb. günlük olarak takip ediliyor. Belirli ağırlıklandırmalar yapıldıktan sonra 12 adet mal ve hizmet grubuna oranlanıyor. Sonuç olarak TÜFE endeks yılı olan 2003 yılı 100 kabul edilerek bulunan oranla değerlemeye tabi tutuluyor ve enflasyon oranına ulaşılıyor.

Bir önceki döneme göre kıyaslama yapıldığında ise enflasyon oranı düşmüşse fiyatlar genel olarak düşmüş, yükselmiş ise fiyatlar genel olarak yükselmiş kabul ediliyor.

Bulunan Enflasyon Oranları Ne İfade Etmektedir?


Bulunan oran üzerinden;

  • %0 ile %1 arasında ise Sürünen Enflasyonu; 

Bu enflasyonda ileride enflasyona dayalı kaygılar olmaz.

  • %1 ile %3 arasında ise Düşük Enflasyonu:

Bu enflasyon ileriye dönük kaygıların çok olmadığı, 3’e yaklaştığında olabilme ihtimalinin olduğunu ifade eder.

  • %3 ile %8 arasında ise Erta Enflasyonu:

Bu enflasyon enflasyonist baskılar oluşur. Devlet kamu harcamaları ve para politikasını kontrol altında tutarak gevşetmemeye özen göstermesi gereklidir. Genellikle gelişmekte olan ülkelerde görülür.

  • %8 ile %20 arasında ise Yüksek Enflasyonu:

Bu enflasyon sorunun ciddileştiğini ve gerekli önlemler alınmadığı takdirde kontrol edilmesinin güç olduğunu ifade eder.

  • %20 üzeri ise Çok Yüksek Enflasyonu:

Bu enflasyonda oran artıkça hiper enflasyon tehlikesi söz konusudur. Bu durumda fedakarlıklar gerekir. Ücretlerin dondurulması, kiraların durdurulması vb.

  • %50 üzeri ise Hiper Enflasyonu:

Bu enflasyonda kontrol edilmesi çok güç bir ekonomik sistem sorunları meydana gelir. Siyasi iktidara güven olmaz ve değişiklik söz konusu olabilir.

açıklamaları yapılabilmektedir.

Türkiye Enflasyon Tahminlerini Niçin Tutturamıyor?

 

Yıllardır Türkiye’de %5 enflasyon hedeflemesi dikkate alınıyor. Gerçekleşen oranlar ise bazı zamanlarda nerdeyse iki katı, bazı zamanlarda ise daha fazla oluyor.

Bu durumda üç konu akla gelmektedir. Birincisi Maliye politikaları, ülkede belirlenen para politikalarını negatif yönde etkiliyor olabilir. İkincisi ise belirlenen para politikaları hatalı olabilir. Üçüncüsü ise tahmin edilen oran (%5) gerçekçi bir oran değildir.

Enflasyonun iki sebeple arttığı ekonomistler tarafından kabul edilmiştir. Birincisi toplam talep toplam arzı aşması durumu, ikincisi üretim maliyetlerinin artması durumudur. İlk durum ülkede iç talep miktarının fazla olmaması göz önüne alınarak elenmektedir. Dolayısı ile ikinci seçenek olan üretim maliyetlerinin artması Türkiye’de enflasyonun artmasına ve hedeflere ulaşılmasını güçleştirmektedir.

Üretim maliyetlerindeki artış, döviz kurlarında yüksek artışlar, ücret artışları, finansman eksikliğinden kaynaklı yüksek maliyetli borçlanmalar, petrol, doğalgaz gibi ithal mallarının fiyatının artmasından vb. kaynaklanır. Dolayısı ile Türkiye’de üretim fiyatları artışından kaynaklanan enflasyon söz konusudur.

Enflasyonla mücadele eden tüm ekonomilerde, üretim maliyet fiyatları ve talep edilen ürün ile para arzı arasındaki dengenin olabildiğince güzel analiz ve tahmin edilmesi gerekmektedir.

Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından açıklanan son enflasyon oranı Ocak 2020 oranıdır. Bu oran TÜFE bazında %12,2, ÜFE bazında %8,8’dir. Aralık 2019 oranları ise TÜFE bazında %11,8, ÜFE bazında %7,4’tür. Karşılaştırma yapılacak olursa Ocak 2020 döneminde Fiyatlar Genel Seviyesinde TÜFE ve ÜFE hesaplamalarında Aralık 2019 dönemine göre artış olduğu görülmektedir. 2019 yılı Ocak ayı verilerinde ise TÜFE bazında %20,4, ÜFE bazında ise %32,9’dur. Ocak 2020 ve Ocak 2019 karşılaştırması yapılırsa; TÜFE bazında %8,2 oranında düşüş, ÜFE bazında ise %24,1 oranında düşüş olduğu görülmektedir. 2018 yılında döviz kurlarında ortaya çıkan yüksek artışların, üretim maliyetlerine oldukça etki ettiği görülmektedir. Gerekli önlemler alınarak oran oldukça düşürülmüştür.

Düşük Enflasyon İyi Midir?

 

Düşün enflasyon aslında istenilen bir durumdur fakat gerçekleşmesi bazı sorunları beraberinde getirebilir. Enflasyon düşük olduğunda tüketici ‘Nasıl olsa fiyatlarda herhangi bir değişiklik olmuyor, sonra alırım’ diye hareket edebilmektedir. Bu da ekonomik durgunluğa sebep olabilir. Örn; Japonya^da yıllardır %1’in altından enflasyon söz konusu. Japonya’da yaşayan tüketici grupları fiyatların yükselmeyeceğini tahmin edebildiği için tüketimini gerçekleştirmemekte, tasarrufa yönelmektedir. O yüzden de Japonya yıllardır ekonomisi durgun bir ülkedir. Bu yüzden %1 ile %3 arası gelişmiş ülkelerin birçoğunda kabul edilen enflasyon politikasıdır.